Salı, Nisan 27, 2010

Altın Pusula’dan bir rekor daha…

Altın Pusula bir rekor daha kırdı ve tam 196 projeye ulaştı. Çok mutluyuz, çok gururluyuz, Altın Pusula gittikçe büyüyor. İş dünyasının iletişim projelerine katkısı her gün artıyor, harika projeler oluşuyor ve de en önemlisi Sektörümüz büyüyor. Çok kıymetli iletişim projeleriyle, sektörümüzü büyüttükleri ve TÜHİD’in 9. Altın Pusula Halkla İlişkiler yarışmasına katılarak zenginleştirdikleri için bütün katılımcılarımıza teşekkürlerimizi sunarız. Yarışmamıza, özel sektör ve kamu kuruluşları 147 proje, iletişim fakültelerinde okuyan genç iletişimciler 49 proje ile katıldılar. Böylece, Altın Pusula bu yıl da kendi rekorunu kırarak, 196 projeye ulaştı. Başvuran 196 İletişim Projesi; Sponsorluk İletişimi (çevre, eğitim, sağlık, kültür&sanat, spor, diğer), Kurumsal İletişim, Gündem Yönetimi, Kurum İçi İletişim, Pazarlama İletişimi ve Bütünleşik Pazarlama Projeleri, Etkinlik Yönetimi, Kurumsal Sosyal Sorumluluk (çevre, eğitim, sağlık, kültür&sanat, spor, diğer), E-İletişim, Sivil Toplum Kuruluşları, Kamu Kuruluşları, Kategori Dışı Projeler ve Genç İletişimciler olmak üzere, on iki asıl ve on iki alt kategoride yer aldı. Projelerimizin değerlendirme süreci başladı. 9. Altın Pusula Seçici Kurul Üyeleri iş dünyası, medya, STK ve akademi dünyasının önemli temsilcilerinden oluştular. Çok yakında jüri üyelerimizi açıklayacağız. Altın Pusula değerlendirmelerimiz bu yıl, online sistem üzerine taşındı. Seçici Kurul Üyelerimiz, bütün projeleri www.altinpusula.org sitesi altında kendileri için ayrılan özel alan içinde oylayacaklar. Bütün proje sunumları ve sunum ekleri, online sisteme yüklendi, sistem içinde oylama yapılarak değerlendirilecek. Sonrasında yapılacak toplantıda genel değerlendirme ile sonuçlar belirlenecek. Kazanan projeler, 31 Mayıs 2010 Pazartesi günü, İstanbul Modern Müze’de yapılacak Altın Pusula töreninde ödüllerine kavuşacaklar. Lütfen tarihi not ediniz. Bütün projelere bol şans diliyorum. Hepsi birbirinden güzel projelerin değerlendirilmesinde çok kıymetli zamanlarını harcayacak Seçici Kurul Üyelerimize de kolaylıklar diliyorum. Güzel sonuçlarla, törenimizde buluşmak dileğiyle…

Pazartesi, Şubat 22, 2010

İLETİŞİM KİMİN İŞİ?

HİD Başkanı Fügen Toksü : “ Halkla ilişkiler alanında meslek etiğinin uygulanırlığı her geçen gün daha da önem kazanıyor. Meslek standartlarımıza sahip çıkmak, benimsenmesini ve uygulanabilirliğini yaygınlaştırmak, iletişim camiamızın ve profesyonellerinin görevidir “ Değerli Konuşmacılarımız, HİD’in Kıymetli Üyeleri, Değerli Katılımcılar, Sevgili Meslektaşlarım, Onuncu Halkla İlişkiler Forumu’na hoş geldiniz, şeref verdiniz. Derneğimizin 30. yılında bugün, burada sizlere hitap etme şansını bulduğum için çok mutluyum. Türkiye’de halkla ilişkiler mesleğinin 50 yıllık geçmişi olduğu düşünülürse, meslek örgütü olarak 30. yılımızı doldurmamızın, hepimiz için çok önemli olduğu aşikardır. Kurucularımıza ve mesleğimize katkıda bulunanlara şükran borçluyuz. Yine bugün bir başka mutluluğu yaşıyoruz, HİD’in 30 yılı süresince görev üstlenen başkanlarımızın tümü, bugün burada bizimle birlikteler. Sanıyorum, ilk defa bütün başkanlarımızı bir forumda buluşturuyoruz, hatta lütfedip oturum başkanlığı görevlerini üstlendiler. Forumumuzu onurlandırdıkları, yönetimimize hissettirdikleri destekleri ve mesleğimize çok önemli katkıları için geçmiş dönem başkanlarımıza yönetim kurulumuzun şükranlarını sunuyorum. Türk Tanıtım Konseyi oluşumu içinde 2 yıldır yürüttüğümüz çalışmalar boyunca Türkiye’yi daha iyi nasıl tanıtabiliriz düşüncesi üzerine çaba sarf ederken ve daha iyi nasıl tanıtabiliriz sorusuna cevap bulmaya çalışırken, hafta sonu yaşadığımız olayın derin üzüntüsü içindeyiz. Barışa ve huzura en fazla ihtiyacımız olduğu bu dönemde, 23 Vatandaşımızın ölümü ve birçok vatandaşımızın yaralanması ile sonuçlanan menfur olayı nefretle kınıyoruz. Bu saldırılar, Türkiye’nin ilerleme ateşini söndürmeyecek, bizim yüzümüz hep ileriye ve gelişmiş ülkelere dönük olacak. Hanımefendiler ve Beyefendiler, Onuncu Halkla İlişkiler Forumu’nun ana teması “İletişim Kimin İşi?” olarak belirlendi. Neden bu başlığı seçtik? Aslında, İletişimin hepimizin işi olduğunu biliyoruz. Kuruluşların en alt kademesinde görev yapan elemandan en üst kademesinde görev yapan CEO’ya kadar çok geniş bir yelpaze içinde cinsiyet, eğitim, statü farkı aranmadan iletişim her çalışanın, hepimizin görevi. Önemli olan iletişim disiplinlerinin bütün kademelere yayılması, uygulanması ve bir yaşam biçimi olarak benimsenmesinin sağlanması. Bu konuda da üst düzey yöneticilere ve iletişim yöneticilerine çok önemli görevler düşüyor. Aslında artık halkla ilişkilerin bir yönetim bilimi olduğunun kabul edilmesi, yönetim biliminin en önemli dallarından biri olduğunun kabul edilmesi gerekir. Yöneticiler, hem kendi kariyerleri hem de kuruluşlarının geleceği için iletişimi önemli bir yönetim fonksiyonu olarak görmeli ve uygulanması için gerekli ortamı oluşturmalıdır. “İletişimin yönetilmesindeki farklılık ve beceri üstünlüğü, yöneticilerin geleceklerini de etkileyecektir” Artık, organizasyon şemalarında iletişim yöneticilerinin pozisyonları CEO’lara çok yakın durumdadır. Bu da iletişimcilere çok önemli bir sorumluluk da yüklemektedir ki, o da sürekli mesleki gelişim sağlamaları, iletişim dünyasını takip etmeleri, ayrıca yöneticilik ve yönetim fonksiyonları konusunda bilgi sahibi olmaları ve gelişimleri takip etmeleridir. Bir diğer deyişle, iletişimi yaşam biçimi olarak benimseyen, kuruluşuna hakim, üretim ve satış kadar hatta daha da önemli bir yönetim fonksiyonunun iletişim olduğunun bilincinde olan, hem kendi kariyerleri hem de kuruluşlarının gelecekteki başarıları için iletişimin önemini anlayan ve kavrayan yöneticiler, geleceğin yöneticileri olacaklar. Ayrıca, iletişimin yönetilmesindeki farklılık ve beceri üstünlüğü, yöneticilerin geleceklerini de etkileyecektir. Bununla birlikte, iletişimciler, kendilerini geleceğin yöneticilerine ve yönetim modellerine, teknolojinin hızına ve sürekli değişime hazırlamalıdırlar. Yine iletişimciler için geleceğin en önemli konulardan bir diğeri meslek etiğidir. Çünkü kuruluşların gelecekteki itibarı, etik kavramını benimsemeleri ve çalışma yaşamını bu doğrultuda yönlendirmeleri ile gerçekleşecektir. Her mesleğin, ulusal ve uluslar arası standartları olduğunu biliyoruz, bizim mesleğimiz için de aynı şey geçerlidir. Halkla ilişkiler alanında da meslek etiğinin uygulanırlığı her geçen gün daha da önem kazanıyor. Sektör örgütü olarak bizim de görevimiz, sektörümüz, çalışanlarımız, hizmet verdiğimiz kuruluşlar bütününde toplumun ihtiyaçlarına cevap verebilmek için meslek standartlarımıza sahip çıkmak ve uygulanabilirliğini yaygınlaştırmaktır. Ancak, bireylerin, toplumun genelindeki deformasyon, bütün meslekleri ve çalışma hayatını da deformasyona uğratmıştır. Mesleğimizin, iletişim sektörünün ve ülkemizin geleceği için hem kişisel hem de mesleki değerlerimize mutlaka sahip çıkmalı ve sonraki nesillere aktarımının sağlanmasını ve uygulanabilirliğini takip edebilmeliyiz. Kısaca hedefe ulaşmaya evet, ama iş ahlakına, meslek ahlakına ve meslek standartlarına uygun çalışarak. Derneğimiz, bu konuda yeni bir çalışma başlatıyor. Henüz araştırma/inceleme aşamasındayız ancak, meslek etiğimiz ve standartlarımız üzerine uzun soluklu olacağını düşündüğümüz yeni bir çalışma başlatıyoruz. ” HİD olarak pozitif bakış açımız, yapıcılığımız, popülistlikten uzak, doğru ve açıklık ilkeleri doğrultusunda evrensel standartlarda çalışmalarımızı yürütmemiz, iletişim sektörünün geleceğine yönelik çalışmalar yapmak yönetim kurulumuzun çalışma prensibidir. “ İletişimcilerde olması gereken bazı özellikler var ki, bunların sivil toplum kuruluşlarında da aynen benimsenmesi bizim için önemli. Bu inancımız doğrultusunda, HİD olarak sektörümüzde pozitif bakış açımız, yapıcılığımız, popülistlikten uzak doğru ve açıklık ilkeleri doğrultusunda evrensel standartlarda çalışmalarımızı yürütmemiz, iletişim alanındaki meslek örgütleri ile ortak projeler doğrultusunda işbirliği ve güç birliği anlayışımız ile iletişim sektörünün geleceği adına çalışmalar yapmak yönetim kurulumuzun çalışma prensibini oluşturmaktadır. Değerli Konuklarımız, İletişimin hepimizin görevi olduğunu kabul edince ve bu görevi de hepimizin sahiplenmesi gerekince, konularının uzmanları tarafından bu başlığı yani “İletişim Kimin İşi?”ni incelemek istedik. Bugün, her biri birbirinden değerli konuşmacılarımız, sivil toplum kuruluşlarının temsilcileri, kurumların yöneticileri, hocalarımız, gazeteci dostlarımız, PR profesyonelleri bize etkili, verimli, istikrarlı, mesleğine hakim ve mesleğine sahip çıkan geleceğin iletişimcilerinin ve geleceğin iletişim vizyonunun nasıl olacağı konusunda ipucu verecekler. Sözlerimi, bu forumun gerçekleşmesine katkı sağlayan kişi ve kurumlara teşekkür ederek bitirmek istiyorum: Öncelikle; Önemli zamanlarını bize ayırarak, değerli görüşleri ile bizleri aydınlatacak olan kıymetli konuşmacılarımıza, Değerli katılımcılarımıza, Yayın sponsorlarımız, Hürriyet Gazetesi’ne, CNN Türk Televizyonu’na ve Marketing Türkiye Dergisi’ne, İleti sponsorumuz Traffic Kurye’ye, Forum’un gerçekleşmesini sağlayan Halkla İlişkiler Derneği yönetim kurulu üyelerine ve özellikle Yönetim Kurulumuz adına projemizin koordinasyonunu gerçekleştiren Sevgili Canan Bengiserp ve Imaj Halkla İlişkiler ekibine, HİD Yönetim Kurulu’nun en içten teşekkürlerini sunuyorum. Bugün buradan ayrıldığımızda, iletişim adına bir çok bilgimizi yenilemiş ve yeni bilgiler edinmiş olacağımıza ve yeni bir bakış açısı kazanacağımıza yürekten inanıyorum. Verimli bir toplantı olmasını diliyor ve hepinize saygılarımı sunuyorum. 18 Kasım 2003 Açıklama:HİD Forumu / 2003 Konuşma Metnidir.

Cumartesi, Ocak 09, 2010

Yöneticiler, Krizde “Digital İletişime” hazır mısınız?

Web’in kriz zamanlarındaki önemi küçümsenemez. Kurumlar doğru strateji unsurlarıyla, dijital dünyada paydaşlarıyla ilişkilerini güçlendirirler Dijital teknoloji, iletişim süreçlerini, kanallarını, yönetimini ve oyunlarını değiştirdi. Özellikle kriz zamanlarında çok daha önem taşır hale geldi. Günümüzde internet, kuruluş ile hedef kitleleri ve kamuoyu arasındaki iletişimde en sık kullanılan ve önemli etkisi olan bir araç. Ayrıca, bugün Web 2.0 dünyasında sosyal medyanın, güven, şeffaflık anlayışını ve medya görünümünü demokratlaştırdığı iddia ediliyor. Dijital teknoloji kuruluşların, hedef kitlelerine doğrudan ulaşmasına, gerçek ve şeffaf konuşmalar yapmasına inanılmaz bir hız kazandırıyor ve daha önce olmamış kadar etkili bir şekilde gerçekleşmesine olanak sağlıyor. Bu imkanlar, özellikle kriz döneminde çok güçlü fırsatlardır. Değişen iletişimin yönetimi Kriz iletişiminin etkin yönetiminde, dijital ve sosyal medyanın varlığını kabul etmek zorundayız. Bu alanda görünen bazı değişiklikleri şöyle sıralayabiliriz: . Paydaşların kabiliyeti, işveren olsun, vatandaş olsun ya da çalışan olsun, olayları ve görüşleri online bir kanal üzerinden paylaşması, bilginin paylaşım hızını artırıyor. . Yeni iletişim kaynaklarındaki (blog gibi) çoğalma, kasıtlı olarak verilen yanlış bilgi ve spekülasyon tehdidini yükseltiyor. . Hikaye fikirleri, alıntı tırnak işaretleri ve içerik için ana medyanın bu yeni bilgi kaynaklarına güveni artıyor. .Kalıcı etkisi üzerinde dijital şöhret yakalanabiliyor. .Sosyal medyanın gücü, zamanında ve etkili mobilizasyon sağlıyor. .Potansiyel veya gizli bir dedikodu ve bilerek verilen yanlış bir bilginin ortaya çıkması ve hızla büyümesi, krizi oluşturuyor. .Kurumun ve taraftarlarının kendi web sitesi mutlaka olmalı ve çok iyi yönetilmelidir. Böylece sorunlar direkt olarak çözülebilecek. Böylece paydaşların öncelikli ve tek iletişim noktası olmuş olacak. Kriz eğitim programlarına digital yaşam dahil edilmeli İletişimcilerin bugünkü yönetim süreçlerini yeniden düşünmeleri ve planlarında digital yaşama yer vermeleri gerekiyor. Neleri dikkate alabilirler? • Dışarıda yer alan geleneksel medya hakkındaki konuşmaları takip ediyor musunuz? Hangi sıklıkta? Tehlikenin ya da fırsatın seviyesine karar vermekte uygun çözümsel araçlarınız ve kurallarınız var mı? • Online alan veya web altyapı bugünkü hızlı cevap görüşmelerine elverişli mi ve etkin iletişim için şeffaflık koşulu var mı? • Kurumunuzun uygun çevresi var mı ve Blog, Twitter, Facebook veya diğer paylaşım sitelerinde yer alıyor musunuz? • Paydaşlarınız var mı? • Var olan kriz planınız, gerekli rol ve hükümlülükleri içeriyor mu? Efektif bir şekilde dijitali en önemli bir araç olarak konumlandırıyor mu? Kriz belirmeden önce bir marka veya kurum sesi meydana getirirken, iyi inançlardan ve savunmadan oluşan bir alanın olması gerekir Etkili Dijital Kriz Stratejileri Organizasyonların içindeki iletişim hazırlığından ve aktivasyonunun teftişinden sorumlu profesyoneller, aşağıdaki program unsurlarını ve prensipleri göz önünde bulundurmalıdır. Her bir prensip içinde lokal market, kurallar ve gelenekler de bulunarak değerlendirilmeli; Geleneksel ve geleneksel olmayan medyanın uyumu: • Sürekli dikkat : tüm medya kanallarının izlenmesi etkili ve riskin azaltılması için zorunlu. Ayrıca kriz zamanında geliştirilen stratejinin de ilk ayağı. Online İletişim Sözleşmelerinin zamanı geldi Online alanın gelişen yönetim süreçleri; • Bir risk yönetimi programı uygun bir şekilde sosyal medya gereçlerini içermelidir, ama sadece haber merkezleri, Twitter, Rss, Facebook ayakları vb. kısıtlı kalmamalıdır. Proaktif online sözleşme protokollerini meydana getirme; • İnsiyatifi eline alan aktif tüketicinin veya paydaşın ilişkisini ne zaman ve nasıl üstleneceğini bilmek, etkin dijital risk azaltmanın önemli bir unsurudur. önceden plan yapılmadığı müddetçe, organizasyonların, online alanı, bir problemi küçültmekten ziyade büyüten taktiklerle dolu olabilir. Varolan kriz eğitim programlarını güncellemek; • Kurumdaki fonksiyonal departmanların hepsi (Yönetim, İK,IT) kriz organizasyonunda yer almalılar, yaptıkları şeylerin açık ve anlaşılır gerekçeleri olmalı ve hız, esneklik ve şeffaflık zorunluluklarının farkında olmalılar. Geleneksel ve sosyal medya aktiviteleri arasında uygun denge kurmak; • Geleneksel kanallar hala kritik bilgi kaynaklarıdır. Geleneksel medyanın ikili öneminin farkına varmak ve bunu vurgulamak, başarılı bir risk azaltma girişiminin önemli bir parçasıdır. Kriz vurmadan önce sosyal medya alanı meydana getirmek; • Kriz belirmeden önce bir marka veya kurum sesi meydana getirirken, iyi inançlardan ve savunmadan oluşan bir alanın olması gerekir. Bu nedenle de her şey önceden planlanmalıdır. Bu sosyal medyayı kabul etmek hala tek yol: İçerik Kraldır! • İletişimin asıl değeri- sosyal medyada da dahil olmak üzere- bir markanın veya firmanın hareketleri çerçevesinde yayılan içeriğin kalitesinden, etkilenen paydaşlara dair gösterilen empatiden, sunulan içeriğin ve bakış açısının uygunluğundan oluşur. Son Web’in kriz zamanlarındaki önemi küçümsenemez. Kurumlar, doğru strateji unsurlarıyla dijital dünyayı sadece kriz zamanlarında, zarar dönemlerinde değerlendirmenin yanında, paydaşlarıyla ilişkilerini de güçlendirebilirler.