Cumartesi, Ocak 09, 2010

Yöneticiler, Krizde “Digital İletişime” hazır mısınız?

Web’in kriz zamanlarındaki önemi küçümsenemez. Kurumlar doğru strateji unsurlarıyla, dijital dünyada paydaşlarıyla ilişkilerini güçlendirirler Dijital teknoloji, iletişim süreçlerini, kanallarını, yönetimini ve oyunlarını değiştirdi. Özellikle kriz zamanlarında çok daha önem taşır hale geldi. Günümüzde internet, kuruluş ile hedef kitleleri ve kamuoyu arasındaki iletişimde en sık kullanılan ve önemli etkisi olan bir araç. Ayrıca, bugün Web 2.0 dünyasında sosyal medyanın, güven, şeffaflık anlayışını ve medya görünümünü demokratlaştırdığı iddia ediliyor. Dijital teknoloji kuruluşların, hedef kitlelerine doğrudan ulaşmasına, gerçek ve şeffaf konuşmalar yapmasına inanılmaz bir hız kazandırıyor ve daha önce olmamış kadar etkili bir şekilde gerçekleşmesine olanak sağlıyor. Bu imkanlar, özellikle kriz döneminde çok güçlü fırsatlardır. Değişen iletişimin yönetimi Kriz iletişiminin etkin yönetiminde, dijital ve sosyal medyanın varlığını kabul etmek zorundayız. Bu alanda görünen bazı değişiklikleri şöyle sıralayabiliriz: . Paydaşların kabiliyeti, işveren olsun, vatandaş olsun ya da çalışan olsun, olayları ve görüşleri online bir kanal üzerinden paylaşması, bilginin paylaşım hızını artırıyor. . Yeni iletişim kaynaklarındaki (blog gibi) çoğalma, kasıtlı olarak verilen yanlış bilgi ve spekülasyon tehdidini yükseltiyor. . Hikaye fikirleri, alıntı tırnak işaretleri ve içerik için ana medyanın bu yeni bilgi kaynaklarına güveni artıyor. .Kalıcı etkisi üzerinde dijital şöhret yakalanabiliyor. .Sosyal medyanın gücü, zamanında ve etkili mobilizasyon sağlıyor. .Potansiyel veya gizli bir dedikodu ve bilerek verilen yanlış bir bilginin ortaya çıkması ve hızla büyümesi, krizi oluşturuyor. .Kurumun ve taraftarlarının kendi web sitesi mutlaka olmalı ve çok iyi yönetilmelidir. Böylece sorunlar direkt olarak çözülebilecek. Böylece paydaşların öncelikli ve tek iletişim noktası olmuş olacak. Kriz eğitim programlarına digital yaşam dahil edilmeli İletişimcilerin bugünkü yönetim süreçlerini yeniden düşünmeleri ve planlarında digital yaşama yer vermeleri gerekiyor. Neleri dikkate alabilirler? • Dışarıda yer alan geleneksel medya hakkındaki konuşmaları takip ediyor musunuz? Hangi sıklıkta? Tehlikenin ya da fırsatın seviyesine karar vermekte uygun çözümsel araçlarınız ve kurallarınız var mı? • Online alan veya web altyapı bugünkü hızlı cevap görüşmelerine elverişli mi ve etkin iletişim için şeffaflık koşulu var mı? • Kurumunuzun uygun çevresi var mı ve Blog, Twitter, Facebook veya diğer paylaşım sitelerinde yer alıyor musunuz? • Paydaşlarınız var mı? • Var olan kriz planınız, gerekli rol ve hükümlülükleri içeriyor mu? Efektif bir şekilde dijitali en önemli bir araç olarak konumlandırıyor mu? Kriz belirmeden önce bir marka veya kurum sesi meydana getirirken, iyi inançlardan ve savunmadan oluşan bir alanın olması gerekir Etkili Dijital Kriz Stratejileri Organizasyonların içindeki iletişim hazırlığından ve aktivasyonunun teftişinden sorumlu profesyoneller, aşağıdaki program unsurlarını ve prensipleri göz önünde bulundurmalıdır. Her bir prensip içinde lokal market, kurallar ve gelenekler de bulunarak değerlendirilmeli; Geleneksel ve geleneksel olmayan medyanın uyumu: • Sürekli dikkat : tüm medya kanallarının izlenmesi etkili ve riskin azaltılması için zorunlu. Ayrıca kriz zamanında geliştirilen stratejinin de ilk ayağı. Online İletişim Sözleşmelerinin zamanı geldi Online alanın gelişen yönetim süreçleri; • Bir risk yönetimi programı uygun bir şekilde sosyal medya gereçlerini içermelidir, ama sadece haber merkezleri, Twitter, Rss, Facebook ayakları vb. kısıtlı kalmamalıdır. Proaktif online sözleşme protokollerini meydana getirme; • İnsiyatifi eline alan aktif tüketicinin veya paydaşın ilişkisini ne zaman ve nasıl üstleneceğini bilmek, etkin dijital risk azaltmanın önemli bir unsurudur. önceden plan yapılmadığı müddetçe, organizasyonların, online alanı, bir problemi küçültmekten ziyade büyüten taktiklerle dolu olabilir. Varolan kriz eğitim programlarını güncellemek; • Kurumdaki fonksiyonal departmanların hepsi (Yönetim, İK,IT) kriz organizasyonunda yer almalılar, yaptıkları şeylerin açık ve anlaşılır gerekçeleri olmalı ve hız, esneklik ve şeffaflık zorunluluklarının farkında olmalılar. Geleneksel ve sosyal medya aktiviteleri arasında uygun denge kurmak; • Geleneksel kanallar hala kritik bilgi kaynaklarıdır. Geleneksel medyanın ikili öneminin farkına varmak ve bunu vurgulamak, başarılı bir risk azaltma girişiminin önemli bir parçasıdır. Kriz vurmadan önce sosyal medya alanı meydana getirmek; • Kriz belirmeden önce bir marka veya kurum sesi meydana getirirken, iyi inançlardan ve savunmadan oluşan bir alanın olması gerekir. Bu nedenle de her şey önceden planlanmalıdır. Bu sosyal medyayı kabul etmek hala tek yol: İçerik Kraldır! • İletişimin asıl değeri- sosyal medyada da dahil olmak üzere- bir markanın veya firmanın hareketleri çerçevesinde yayılan içeriğin kalitesinden, etkilenen paydaşlara dair gösterilen empatiden, sunulan içeriğin ve bakış açısının uygunluğundan oluşur. Son Web’in kriz zamanlarındaki önemi küçümsenemez. Kurumlar, doğru strateji unsurlarıyla dijital dünyayı sadece kriz zamanlarında, zarar dönemlerinde değerlendirmenin yanında, paydaşlarıyla ilişkilerini de güçlendirebilirler.

Pazar, Aralık 20, 2009

Markanızı uzun yaşatacak vitamin sizde!

Bir markanın başarıyla yaşamasını sürdürmek, markanın yaşamı süresince yapılan çalışmaların tümünü kapsıyor. Yani, “marka oldu” artık tamam dersek, markamızın yaşam süresi kısalıyor. Bu nedenle de sürekli markayı beslemek, düşünmek, geliştirmek, yatırım yapmak önem taşıyor. Başarılı bir markayı yaşatarak sürdürülebilirliğini sağlayan kurumlar, belirli tanımlayıcı karakteristik özelliklere sahip oluyorlar. Bunları şöyle sıralayabiliriz; vizyon, değerler, canlılık, gerçeklik, kazanç, gönüllülük. Bu karakteristiklerin her biri birbirinden bağımsız unsurlara sahip, ama marka için bir arada olma zorunlulukları var. Kuruluşlar, marka değerini artırabilmek için çalışanlarıyla paralel hareket ediyorlar, vizyon/misyon ve değerlerini çalışanlarıyla paylaşmakla önemli aşama kaydediyorlar. Güçlü bir marka olabilmek için etkili yöntemlere başvuran yöneticiler, eğitim, iletişim faaliyetlerine öncülük veriyorlar. Markaların, kendilerini bugünkü ve gelecekteki dünyaya ve topluma kanıtlamak için belirli aralıklarla yeniden yorumlanmaya ve yeniden keşfedilmeye ihtiyaçları bulunuyor Vizyon • Vizyon, bütün çalışanlar tarafından kolayca anlaşılır olmalı ve basit bir dille belirtilmelidir. • Çalışanlara ilham verecek gücü olmalı ve herkesin görevi bulunmalıdır. • Yazılış tarzı şimdi nasıl olduğundan çok kurumun nasıl olmak istediğini belirtmelidir; böylece motivasyon sağlanır, çalışanlar hedefe ulaşmak için gayret ederler. • Vizyon teriminin uzun ömürlü olması için anlatılmalı, toplumun ve ekonominin tarifi yapılmalıdır. Ama aynı zamanda, başka bir kurumun başka bir yerde kullanmaması için uzun ve geniş olmamalıdır. • Çalışanların görevleri belirtilmelidir. Düzenli olarak görevleri hatırlatılmalıdır. Kurum değerlerinin sürekliliği olmalı ve değişmemelidir Değerler • İlkeler. Değerler, kurumun davranış şekli ilkeleridir ve vizyon gibi açıklıkla anlatılmalıdır. Bu değerler, karar verilirken kuruluşu ve başlı başına kurum çalışanlarının hareketlerini yönlendirir. Vaat edilen değerler, kurumun ilkelerini yönlendirir ve bu ilkeler marka için önemlidir. • Devamlılık. Öz değerlerin sürekliliği olmalı ve değişmemelidir. Bu yıl ve gelecek yıl bu değerler aynı olmalıdır; aynı kurumun farklı bölgelerdeki değerleri de aynı olmalıdır. • Saygılı. İyi kurumların kaliteleri, yerel alışkanlıklar hakkındaki değer ve gelenekleridir. Canlılık • Dinçlik. Vizyon ve değerler onaylanınca “görev tamamlandı” demek yetersiz kalıyor. Anlamlı olması ve markadaki etkisi için çalışanların uygulamalarıyla desteklenmesi gerekiyor. • Yenilenme. Devam eden vaatler için “yaşayan marka” garantisi vermek zor ve sarsılması için de birçok yol vardır. • Yeniden yorumlamak. Bu durum markalar için yolların tıkanması gibi bir durum. Markaların, kendilerini bugünkü ve gelecekteki dünyaya ve topluma kanıtlamak için belirli aralıklarla yeniden yorumlanmaya ve yeniden keşfedilmeye ihtiyaçları bulunuyor. Ayrıca kurumlar kendileri sürekli değişim halindeler. Bazıları, organik veya kazanılan ürünlerden daha fazla portföy oluşturmak için ana faaliyet konusunu güçlü kullanır. Diğerleri tersini yapmaya karar verir ve her zaman gerçeğin gerisinde kalır. Bu durumda kurumlar ikisinden birini seçmelidir; kademeli marka gelişimi veya daha az yaygın devrim. Her bir büyük veya küçük aktivite, çalışanlara marka özelliklerini ve markayı gün gün yaşamaya teşvik etmeyi hatırlatır. Doğruyu söylemek markaya güven sağlar Gerçeklik • Doğruluk. Doğruyu söyle. Bu normal zamanlarda iyi bir kural ve markada güven meydana getirir. Bu özellikle sorunlarla uğraşılırken veya kriz zamanında önemlidir, gizlemeyi denemek veya doğruyu saklamak ahlaki değildir. Gerçek olan bazı insanlar tarafından biliniyorsa, mutlaka doğruyu herkes öğrenecektir. Bu durumda marka ününe ikinci bir zarar gelmiş olur. • Dürüstlük. Dürüst olmak, yalnızca doğru sözlü olmaktan daha iyidir, dürüstlük, bütün açıklamayı kapsar. Örneğin işletme tarafından ve olası sonuçlarla değerlendirilen çeşitli seçenekler olabilir. • Bozukluk, bükülme. Doğru her zaman iyi olana götürmez. Bu yüzden global kuruluşlar mesajın farklı ülkelerde ve farklı kültürlerde nasıl algılandığını dikkatlice düşünmelilerdir. İfadeler, uluslar arası sınırların bir ucundan diğer ucuna kadar olan bir alanda çarpıtılabilir veya anlam değişikliğine uğrayabilir veya farklı algılanabilir. 2 çeşit hata vardır; Birincisi, perspektif ve inançların farklılıklarına önem vermemek ve size ait olan inancın önde olup doğru olanın bu inanç olduğunu kabul etmek, bu durumda hiçbir açıklama veya tercümeye ihtiyaç duyulmuyor. İkincisi ise, iyilik yapmak için farklı izleyicilere göre doğruyu değiştirmeye çalışmaktır. Çalışanlar kazanan takımın parçası olmaktan gurur duyarlar Zafer • Hayatta kalmak ve başarıya ulaşmak. Bunlar her kurum için önemli mesleki ilkeleri. Mesleki başarı olmadan bütün diğer kriterler tartışılabilir veya ödün verilebilir duruma gelirler. Ama unutulmamalı ki, en iyi kurumlarda başarıyı sağlayan bu kriterlerdir, etik dışı çalışmayla veya parayla elde edilen ödül bu başarıyı sağlamıyor. • Kesinlik. Markası önde olan kurumlar, diğer rakiplerinden daha çok netlerdir. • Kazanan takım. Çalışanlar, kazanan takımın parçası olmaktan ilham alırlar. Gönüllülük ve kurumsal sosyal sorumluluk bizim ülkemizde de markayı yaşatmak için önemli bir özellik haline geldi Gönüllülük • Vatandaşlık. Gönüllülük ve kurumsal sosyal sorumluluk bizim ülkemizde de markayı yaşatmak için önemli bir özellik haline geldi. Son on yıldır Amerika’da mesleki hayatta ayırt edici özelliklerden biri olan gönüllülük “markayı yaşatmak” anlayışını hareketlendiren önemli bir rol. Ticaret git gide artarak globalleşiyor, kurumlar da sorumluluk anlayışını genişleterek, kurumsal sosyal sorumluluk çalışmaları gerçekleştiriyor. • Firmaya destek vermek. Kurum önemli ölçüde sosyal sorumluluk için farkındalığı büyütebilir ve çalışanlarını yardımseverlik ve bağış yapma konusunda bilgilendirebilir. Çalışanlar da bu bilgileri çevreleriyle paylaşarak ve kendileri de bağış yaparak kurum yardımını gerçekleştirebilir. • Çalışanlarına destek vermek. Çalışanların her birinin paralarını ve zamanlarını harcayacakları şeyler için farklı sebepleri bulunur. Öncü firmalar “yaşayan marka” için çalışanlarını cesaretlendirerek projeleri için destek verebilirler. Markayı yaratmak ve ayakta tutmak, emek ve kaynak istiyor, en fazla da strateji gerektiriyor. Marka kuruluşların can damarı ve gelecekleri. Bu nedenle çok büyük yatırımlar yapılıyor. Başarı da zaten bunu kabul etmekte ve önem vermekte yatıyor. Yöneticiler hadi çalışanlarla birlikte iş başına…

Pazar, Ekim 18, 2009

Ne kadar yaratıcısınız?

Çok zor olan bir ihtiyacı keşfettiyseniz, inovasyon fırsatını yakalamışsınız demektir Etrafımızda markalar uçuşuyor. Ne tarafa baksak, hangi amaç için ilişki kursak, markalar bizi sarmalamış durumda. Dünya üzerinde binlerce üretim yapılıyor. Her birinin bir markası var veya bir marka altında üretiliyor. Dünya rekabeti içinde bu ürünler arasında bizim markamız nasıl, nerede diye kendinize sordunuz mu? Piyasaya yeni bir ürün hazırlanmasında Çinlilerin yeteneğine diyecek yok. Hatta buna “çekik göz” zekası diyebiliriz. Tabii Çinliler taklitte de çok ustalar. Bir Çin kuruluşunun, piyasaya çıkan yeni bir arabanın MR’ını alarak çoğaltması tam tamına 21 gün sürüyormuş, bunu biliyor muydunuz? Bu hıza kim yetişebilir ki? Alıcı başka şeyler arıyor. Alışmadığı, görmediği, sıra dışı deneyimler görmek istiyor. Bu alanları yakalayabiliyorsanız, çok zor olan bir ihtiyacı keşfettiyseniz, inovasyon fırsatını yakalamışsınız demektir. Müşteri sıra dışı deneyimleri bekliyor Müşteri, sıra dışı deneyimleri bekliyor, daha önce görmediği, alışmadığı… Inovasyon fırsatı tam da bu noktada ortaya çıkıyor. Müşterinin aradığı ama hiçbir yerde bulamadığı sıkıntının çözüm noktasında inovasyon gündeme geliyor. Müşteri kendi hayalindeki ürünü bekliyor. Üreticilerin de artık müşteri dünyasına seslenmeye, müşterinin kafasındakini vermeye odaklanmak zorunluluğu bulunuyor. Müşteri nerede sıkılıyor ve ihtiyacını bulamıyorsa, kriz yaşıyorsa, o noktada yenilik ihtiyacı doğuyor. Kısaca, müşteriden ürüne doğru düşünmek adeta zorunlu. Tüketici, ihtiyacının ne olduğunu tam olarak tarif edemiyor. Çoğu kez yaşadığı sorunu bile anlatması mümkün olmuyor. Belki de pazarlama yöneticilerinin esas olarak görevi; müşterinin kendisine bile ifade edemediği sorununu anlayıp, ona çözüm getiren inovasyonlar yapılmasını planlamak olmalı. Adeta müşterinin yaşamının içine dalıp, onunla birlikte solumalı, onu incelemeli ve sorunlarına çözüm üretmelidirler. Değişen müşteri beklentilerini en iyi ve en hızlı anlayan ve inovasyon yaparak bunlara çözüm üreten şirketler, krizden en fazla yararlanan şirketler olacaktır. Alt Pazar inovasyonunu önemseyin Ekonomi içinde, mevcut pazar yanında, Alt Pazar inovasyonu da daha geniş kitlelere hitap edebilmek için gündeme geliyor. Tüketmeyenleri tüketici yapmak, daha geniş kitlelere açılmak önemli. Özellikle ülkemiz gibi dar gelirli nüfusu fazla ekonomilerde, o nüfusa hitap edecek alternatif markaların yaratılması ve hızla büyümesi sıra dışı bakış açısı ve sıra dışı inovasyon yaklaşımı ile oluşuyor. Aslında dünya ekonomisi içinde “inovasyon ekonomisi” yeni bir alan oldu. Gelecek de galiba burada, ekonomilerin canlanmasını sağlayacak itici güç olarak kullanılabilir. Dünya üzerinde markaları başarıya götüreek birçok nokta olabilir, ancak, para kazandıracak en önemli üç noktayı şöyle özetleyebiliriz : yeni fikirler, yeni fikirlerin hayata geçirilmesi ve pazarlama. Farklı olabilmek için farklı düşünmek, farklı yaratmak gerekir Farklılaştırılmış değer yaratmak, kuruluşların başarısını ve geleceğini etkiliyor. Peki o zaman farklı değeri nasıl yaratabiliriz? Fırsatları belirleyeceğiz, gözlem yapacağız, gelişmeleri takip edeceğiz ve değeri yaratacağız. İhtiyaçları fark etmek, inovasyon kültürü, fikirler, inovasyon süreci ve organizasyon, fırsatlar, geliştirme ve uygulamak, ürünler, hizmetler, süreçler, farklı olabilmek için farklı düşünmek farklı yaratmak gerekir. Bunları bilirsek, daha çabuk başarıyı yakalarız. Bütün bunlarla birlikte, dünyanın içinde bulunduğu teknolojik değişim ve gelişim, inovasyon boyutlarını ve konularını ve hatta alanlarını, araçlarını değiştirdi. Ne yaparsanız yapın, internet ortamında da farklılığınızı ortaya koymalısınız ki, hedef kitleleri yakalayabilin. Bir ülkenin yaşam standardı, rekabet gücünün artışı ile doğru orantılı. Rekabet gücü için üretkenliğin teşviki önem taşıyor. Üretkenliği artıran en önemli araç inovasyondur. Bu nedenle inovasyon, ülkeler için ekonomik büyümenin, artan istihdamın ve yaşam kalitesinin anahtarıdır. Markalara para kazandıracak en önemli üç nokta : - yeni fikirlerin keşfedilmesi, - bu fikirlerin hayata geçirilmesi ve - pazarlanması